Bir radikalleştirme hikayesi | Özgür Özel ve ortakları CHP’lileri suça sürüklüyor

Terör örgütleri; sempatizanları arasından, daha fazla militan devşirmek için, suça bulaştırma yoluyla “geri dönüş maliyetini artırırlar”. 

Örneğin üniversite öğrencisi bir sempatizan, bilinçli olarak, polisle çatıştırılır ve sicilinin bozulması sağlanır. Böylece hedef kişiye, “artık normal hayata dönemezsin” mesajı verilerek hızla radikalleşmesinin yolu açılır. 

Bu sürece, çoğu durumda, katı bir izolasyon da eşlik eder. Alternatif sosyal çevrelerden uzaklaştırılan hedef kişiler, sadece örgüt elemanlarından oluşan bir dünyanın içine çekilir. 

Neredeyse 7/24 esasına göre kontrol altına alınarak mağduriyet hikayeleri, intikam söylemleri, mücadele anlatıları üzerinden katı bir “biz ve onlar” ayrışması inşa edilerek “biz” kutsanır, “onlar” ise şeytanlaştırılır. 

Şeytanlaştırma aynı zamanda insan dışılaştırma demektir. Artık, mücadele edilen ve “onlar” şeklinde tanımlananlar birinin annesi, kardeşi, dostu, sırdaşı değil, yok edilmesi gereken hainler, vatanı / partiyi satan işbirlikçiler haline getirilmiştir. 

Böylece bakılan her yerde sadece düşmanlar görülür. Hedef kişi, yoğun psikolojik baskı altında, duygularından yakalanarak militanlaştırılır. Düne kadar içinde yaşadığı toplum, ekmeğini paylaştığı arkadaşları, mücadele ettiği fikirleri artık “öteki / onlar” haline gelmiş ve sadece kendisi gibilerden oluşanların kullandığı bir “dil” etrafında alternatif bir yaşam başlamıştır.

İşte lüks düşkünlüğüyle tanıdığımız, yakın arkadaş grubunda pavyoncu, rüşvetçi, irtikapçı, rüşvet aracısı olan, Uşaklıların kesesinden alınmış, 230.000 Euro’ya dizayn ettirilmiş Mercedes’i çok seven Manisa Milletvekili Özgür Özel ve ortakları, “mutlak butlan” kararı çıktıktan sonra, gerçeğin farkında olmayan CHP tabanından gençleri; Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ettirerek, yetkili olmadıkları halde il ve ilçe örgütlerine talimatlar vererek, CHP kurumsal kimliğini kanunlara aykırı olarak kullanmakta ısrar ederek, suç işlemeye teşvik ediyorlar. 

CHP’lileri kandırarak, kendi klik çıkarları uğruna,  onların “geri dönüş maliyetini” arttırıp radikalleştiriyorlar. 

Ortada ufuk açıcı siyasi bir söylem, kitleleri yeniden tanımlayacak bir fikir de olmayınca tüm hikaye, “insan dışılaştırma, şeytanlaştırma ve hakaret” üzerinden inşa ediliyor. Sadece son dönemde yaşananlar bile, bu anlamda, ibretlik. Adeta lekesi olanların, herkesi çamura bulamak istediği bir iklim yaşanıyor. 

Bu hengame içinde gencecik çocukların “geri dönüş maliyeti” artırılıyor. Seçilmiş ve meşru Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu’na sövdürme seanslarının sonunun gelmemesinin ana sebebi de bu: İnsanları geri dönemeyecekleri kadar suça bulaştırmak.

İtibarsız Siyasilerin Boşluğunu Medya Unsurları İle Tahkim Etme Planı

Ancak suça bulaştırma amacına yön verecek, gençleri militanlaşmaya yöneltecek yeterli sayıda “itibarlı siyasetçi” Özel / İmamoğlu kliklerinde yok. Zira başta İBB merkezli iddialar olmak üzere, SİSTEM’in kendi elleriyle seçtiği neredeyse tüm belediyelerde çok ciddi hukuki ve ahlaki sorunlar orta yerde duruyor. 

Rüşvetten, irtikaba, gayri ahlaki ilişkilerden, pavyon masalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede pek çok siyasetçi itibarını kaybetti. Üstelik, 2023 sonrası CHP, belediye başkanları eliyle yönetildiği için, milletvekillerinin neredeyse hiç biri ulusal ölçekte tanınmıyor. 

İşte bu boşluğu, yani itibarlı siyasetçi boşluğunu doldurmak için, medya ve sosyal medya ünlüleri sahaya sürülmüş durumda. 

Dikkatinizi mutlaka çekmiştir, Sayın Kılıçdaroğlu’na ve arkadaşlarına hakaret edenlerin, onu hainlikle suçlayanların, halkı seçilmiş ve meşru Kılıçdaroğlu yönetimine karşı kışkırtanların tamamı medya ya da sosyal medya unsurlarından oluşuyor. 

Özel / İmamoğlu kliklerine müzahir milletvekillerinin tabanda karşılığı olmadığı ve CHP tabanının ezici kısmı “arınma” gerekliliğine inandığı için tüm iliştirilmiş medya unsurları sahaya sürülüyor. 

Böylece sosyal medya troll ordularının gücünü de kullanarak hem ötekileştirici söylemleri yaygınlaştırıyorlar hem de alternatif tüm görüşleri bastırmayı hedefliyorlar. 

Yeni Parti Kurmayı Geciktirmek İstiyorlar Çünkü…

Peki, Özel / İmamoğlu klikleri neden CHP’den ayrılıp kendi partilerini hemen kurmuyorlar? 

Biraz açarsak, CHP’lilerin CHP’ye düşman edilmesi çalışmalarının ve yeni parti kurmayı geciktirmelerinin temelde iki sebebi var:  

  1. Yeni parti hemen kurulursa doğal olarak yurttaşlar programı ve kadroları görmek isteyecekler ki Özel ve İmamoğlu bundan çok çekiniyor. Çünkü oyu, CHP tabanından isteseler de, kuracakları parti “öz CHP” gibi bir parti olmayacak.

    İmamoğlu ve ekibi, Cem Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi gibi bir parti kurmak istiyor. Daha doğrusu buna mecburlar. Böyle bir partiyse binbir emekle CHP’den koparılmış olan kitlenin hızla “baba ocağına” dönmesine sebep olabilir ki bu olasılık onların tüm planlarını bozuyor.

    Bu sorunu, CHP’lilerin yukarıda bahsettiğim “geri dönüş maliyetlerini arttırarak” ve partide kalıp tüm süreçleri uzatarak aşabileceklerine inanıyorlar. 
  1. İkinci gerekçe ise meşru ve seçilmiş Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin “iç çatışmalarla” enerjisini tüketerek, “arınma” kavramının içini doldurmasına engel olmak, kadroların yenilenmesini geciktirmek ama daha önemlisi CHP tabanına son 25 yıldır dayatılan ve son 15 yılda zirve yapan “Recep Tayyip Erdoğan nefreti” üzerinden düşünme ve şartlandırılmış tepkiler verme alışkanlığını devam ettirmeyi istemeleri.

Bu konu sanılandan daha önemli zira neredeyse tüm fikri önderlerini kaybetmiş olan Atatürkçü taban, bir kez bile “nefret dilinden” kurtulur ve  yeniden gerçek sorular sormaya başlarsa tabanı kendi çıkarları için kullanan “klikler” en büyük kozlarını kaybetmiş olacaklar. “Atatürk” deyip alkış almak mümkün olmayacağı gibi Erdoğan nefreti üzerinden kitleleri bir arada tutmak da mümkün olmayacak. 

Böylece herkes siyaset yapmak, memleket meseleleri ve çözümleri üzerine konuşmak zorunda kalacak. Yani bir müteahhit olmak CHP’yi hizaya sokmak için yetmeyecek! Ya da bir taşra politikacısı, yağmur altında gezinti yaptığı için, CHP’nin lideriymiş gibi pozlar kesemeyecek. Herkesin kalibresi ortaya çıkacak. 

Ama daha önemlisi CHP’yi ele geçiren ve muhalif(!) medyayı nerdeyse %100 kontrol altında tutarak, istedikleri gibi yönlendiren, sahte kahramanlar yaratan klikler de güçlerini kaybedecek. 

Belki son 15 yıldır ilk kez, CHP’liler rahat ve özgür bir nefes alacaklar.  

Özgür Özel’i Fedaya Hazırlanan İmamoğlu ve Ekibi

Ancak hikayeyi ilginç hale getiren şey, Özgür Özel’in, bir siyasi mevta olarak, oynaması gereken “vekil Başkan” rolünü oynayıp, kendini siyaseten bitirirken, İmamoğlu kliği tarafından son bir kez kullanılıp kullanılmayacağı. 

Salı günü yapılacak olan CHP Grup Toplantısı, bu anlamda, İmamoğlu kliğinin geleceğe dair planını da göstermiş olacak. Şayet Özel ve ekibi, CHP Genel Merkezinde yapamadıkları kavgayı TBMM çatısı altında CHP’lilere karşı uygulamaya kalkarlarsa anlayacağız ki İmamoğlu ve ekibi Özgür’ün dışarıda olmasını değil, hapishanede olmasını istiyordur. 

Grup Toplantısında başlayacak olan kaosun da tüm il ve ilçe binalarına yayılmasını, yani tüm Türkiye’ye sıçramasını hedefliyordur. Bu tarz bir tercihin tüm uzlaşı kanallarını kapatacağı bir gerçek. Zira kaosun ne kadar genişleyeceğini ve “geri dönüş maliyeti”ni artırmak için provoke ettikleri gençlerin nasıl yasadışı yollara savrulacağını şimdiden kestirmek mümkün olamayacaktır. 

Bu durumda, rüşvet almak gibi pek çok suçun faili olduğu iddia edilen Özgür Özel ve arkadaşlarının  suç listesine bir de sokak eylemleri ve vandallık eklenebilir. Bu tarz ateşle oynama faaliyetlerini heyecanla başlatmak kolaydır ancak sonlandırmak, özellikle disiplinli bir örgüt yoksa ve yabancı istihbarat örgütleri Türkiye’nin bölgesel yükselişine karşı provokasyon için tetikte bekliyorsa çok ama çok zordur. Bu açıdan Özel ve arkadaşları, farkında olarak ya da olmayarak, çok sorunlu bir dönemi başlatıyor olabilirler. 

Öte yandan İmamoğlu kliği için hikayenin dinamikleri aynı değil. Zira onlar halihazırda hapishanedeler ve bir an önce çıkmalarının tek yolunun dışarda yürütülecek “aktif bir mücadele” olduğuna inanıyor olabilirler. 

Hatta onlar, bu durumu hem kuracakları yeni partiyi, Özel ve yakın arkadaşlarından (Veli, Ali Mahir gibi) kurtarmak hem de yeni partiyi, Dilek İmamoğlu ya da Gökhan Günaydın gibi kendilerine daha yakın kişilere emanet etmek için bir fırsat olarak da görebilirler. 

Çünkü son bir yıllık süreçte hem Özel hem de Ağbaba ve Ali Mahir kişileri çok yıprandı ve kitlelerin gözünde de “yük” haline geldiler. Bu yüzden hem söyleyecek sözü kalmamış olan Özel’den kurtulmayı hem de Özel’i olası şiddet olaylarının faili yapmayı tercih edebilirler. 

Böyle bir hamleyle İBB merkezli iddialar gündemin gerisine itileceği gibi şayet CHP’nin mevcut yönetim kadrolarını il ve ilçe örgüt binalarını işgale de zorlarlarsa yani Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini tanımamaya teşvik ederlerse işin boyutu tamamen değişebilir ve tüm Türkiye’de CHP örgütlerinin “geri dönüş maliyetini artırarak” kısa sürede marjinalleştirmeyi deneyebilirler. 

Şayet yurt dışından çok güçlü destekler alacaklarına inanıyorlarsa normal insanların gözünde “çılgınca ve riskli” olarak görülebilecek bu tarz zorlamalar, kendilerine “gayet mümkün” görünebilir.

Demek ki artık hikayenin sonu yaklaşıyor. Özel / İmamoğlu ve müzahir medya yapılanmaları tüm güçleriyle CHP tabanını, “geri dönüş maliyetini artırmak” yoluyla CHP’den koparmak isterken İmamoğlu ise hem yeni kuracağı partiye maksimum sayıda insanı çekmeyi, hem de yük olacağını düşündüğü Özel ve yakın arkadaşlarından ustalıkla kurtulmayı düşünebilir. Gidişatın yönünü çok kısa süre içinde göreceğiz. 

Bu kaotik dönemde, Türk çocuğuna düşen görevse İmamoğlu / Özel kliklerinin birbirlerine ve CHP’nin seçilmiş, meşru yönetimine karşı kurdukları tuzaklara düşmemek, Türk yurdunu kaosa sürükleyecek her türlü provokasyona karşı dikkatli olmak ve her şartta Türk devletinin ve güvenlik güçlerinin yanında yer almak olmalıdır. 

Özellikle İmamoğlu / Özel kliklerine müzahir iliştirilmiş medya unsurlarının etkisindeki gençlere ve ailelerine uyarıda bulunmam gerekir: Özel’in, İmamoğlu’nun ve müzahirlerinin klik çıkarları için kendinizi ve çocuklarınızı riske atmayın. 

Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisinin olgunluğuna güvenin. 

Tayfun Şahin, 8 Haziran 2026

Tayfun Şahin, ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunudur. İletişim, Propaganda, İstihbarat ve Türk Devrim Tarihi konularında çalışmalar yapmıştır. İlk gençlik yıllarından itibaren çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanmıştır. Strateji, jeopolitik, güvenlik, istihbarat, politika, yakın tarih, NATO, ABD-Çin rekabeti ve benzer konular ilgi alanlarını oluşturmaktadır.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir