Gerçek CHP’liler Erdoğan’la Barışmalı

İbrahim Kalın, bir konuşmasında “flanör” olmaktan yani bir şehri keşfetmek, nüfuz etmek, idrak etmek için turist gibi değil, seyyah gibi dolaşmaktan bahseder. Turist gibi dışarıdan ve daha önceden belirlenmiş güzergahlarda gezmek yerine, seyyah gibi kendini güzergah dışına atmanın, şehrin kendi gizemini, ahengini, sırlarını açması için şehre şans vermenin önemine vurgu yapar. 

Sanırım flanör kavramını CHP için de kullanmak yanlış olmaz. Zira bir yanda partinin tüm sırlı yollarını adım adım dolaşan, Kurultaylarını düğüne hazırlanır gibi heyecanla bekleyen, isimleri farklı olsa da her Kurultay’da gözleri bir “Şahmar Dalmış” arayan, her salonun tribününde ayrı anılar biriktiren, flanör ruhlu gerçek CHP’liler vardır, diğer yanda da ilk Kurultay deneyimini Parti Meclisi’ne seçilmek için veya Genel Başkanla yakın olmanın ödülü olarak milletvekili seçildiği için oy vermeye gelen turist CHP’liler vardır.

39. Olağan Kurultay’ının sonucu da sanırım bu düzlemde yaşandı ve Özgür Özel/Ekrem İmamoğlu gibi turist CHP’liler, partinin seyyahlarını, partinin karar alma organlarından kovdular.

Bu yüzden olsa gerek 1333 geçerli oyun tamamını alan Özgür Özel ve şürekası, sonucu “büyük başarı” olarak kabul ettiklerini açıkladı! Oysa dünyanın neresine giderseniz gidin, bırakın sol, sosyal demokrat ya da demokrat partileri en katı faşist partilerde bile kolay kolay görülebilecek bir sonuç değildir bu ve iddia edilenin aksine bir Genel Başkan için utançtır!

Aynı evde doğan 3 çocuk bile birbirinden farklı düşüncelere sahip olabilirken 1333 delegenin tamamının Özgür Özel’e oy vermesi, sadece birkaç anlama gelebilir: 

-Parti içi demokrasi yoktur.

-Aday belirleme süreçleri her kademede kontrol altındadır.

-Yönetimin istemediği bir kişi bile partide görev alamamaktadır.

-Partide “tek adam, tek söz, tek oy” sistemi geçerlidir.

Eğer CHP gibi, iyi kötü, parti içi demokrasi iddiasına sahip olan bir partide, 80 PM üyeliği için sadece ve sadece 145 aday çıkmışsa artık tartışmaya yer yoktur! Örgüt ağır baskı altındadır, sesini çıkaranın kafası koparılıyordur.

O halde Özgür Özel ve İmamoğlu bloğu aldıkları sonuçla gurur duysalar da gerçekleri anlatmak da bizim görevimiz olmalıdır.

Kurultay’a Damga Vuran Kemal Kılıçdaroğlu Oldu

Heyecansız, yarışmasız, renksiz ve ruhsuz geçen 39. Olağan Kurultay’ın yıldızı, hiç tartışmasız, Kurultay salonuna adım dahi atmayan Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Aday değildi, aslında davet de edilmemişti, konuşması istenmemişti, hatta hiç olmasa mevcut CHP yönetimi çok da memnun olabilirdi ama Kılıçdaroğlu Kurultay’dan yaklaşık bir hafta önce yaptığı kısa bir açıklamayla 39. Olağan Kurultay’ın 1 numaralı yıldızı oluverdi.

Aslında bu tesadüf değildi zira İmamoğlu/Özgür Özel/Zoom çetesi ittifakının Cemal Canpolat’ın İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde saf dışı edilmesi için kurdukları tezgahları CHP’liler biliyordu. 38. Olağan Kurultay’dan önce ve süresince yapılan her türlü dalavere partililer arasında kulaktan kulağa dolaşıyordu ve en önemlisi İmamoğlu’nun sadece İstanbul’da değil neredeyse Türkiye çapında belediyelerde nasıl agresif şekilde örgütlendiği, etki alanına aldığı ve kendisine bağlı kadroların nasıl birden bire ekonomik olarak rahata erdiği konuşuluyordu ve tüm bunlar birike birike bir patlamaya dönüştü. 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklaması, bu anlamda sadece Kılıçdaroğlu’nun ses vermesi değil, Anadolu’nun dört bir yanında iradesi hiçe sayılan, tüm değerleri ayaklar altına alınan ve Atatürk denilerek kandırılan milyonların ortak sesiydi. Bir başka deyişle “mesele sadece Kılıçdaroğlu meselesi değildi.” Bu yüzden, açıklama milyonlarca kez izlendi, on binlerce kez yorumlandı ve 1333 oy alan muktedir(!) Özgür Özel bile konuşmasında Kılıçdaroğlu’na cevap yetiştirme derdine düştü. 

O halde şunu söylemek mümkün: Kılıçdaroğlu, CHP üst yönetimini her sözüyle hizaya çekme, adımlarını engelleme ya da meşruiyetlerini yok etme gücüne sahiptir! Bu durum, onun bireysel gücünden değil, CHP tabanının, CHP’yi işgal eden “turist CHP’lilere” olan öfkesinin büyüklüğündendir.

Özgür Özel Tüm Tuşlara Bastı, Tüm Kozlarını Masaya Sürdü

Aslında, Özel/İmamoğlu ittifakı da tabanın sessiz ama gür çığlıklarını görüyorlardı. Televizyonlarda tam tersini söyleseler de CHP’nin dar sokaklarında, unutulmuş ilçe binalarında, solmuş bayraklı odalarında dolaşan her seyyah biliyordu ki, “CHP’liler İmamoğlu’na ve yolsuzlukla suçlanan yüzlerce kişiye” partinin kefil olmasına razı değildi. 

CHP’liler, yolsuzluk yaftasıyla yol almak istemedikleri için, partinin temizlenmesini, yeni yüzlerin ön plana çıkarılmasını ve bir an önce vatandaşın sorunlarını merkeze alan, çözüm odaklı siyaset izlenmesini istiyorlardı. Özel, tabanın yükselen tepkisini bastıramayınca, çöküş döneminde olan her Genel Başkan gibi, hiçbir işlevi olmayan Parti Meclisi’nin üye sayısını 60’dan 80’e yükseltti. Oysa zaten 60 kişilik PM’ye hiç bir şey sorulmuyor, danışılmıyordu ki!

Onaylanan parti programının hazırlanması aşamasında bile PM üyelerine hiç bir şey sorulmadı. Karanlık odalarda, yazılıp çizilen program, getirilip Kurultay’a dayatıldı. Böylece işlevi olmayan 60 kişilik kurul, işlevi olmayan 80 kişilik kurula dönüştürülerek rahatsız olan tabanın bir kısmının susturulması hedeflendi. Şimdi geriye, koltuk dağıtımı üzerinden kitleleri susturmak için iki seçenek kaldı: Erken ya da normal tarihli bir Genel Seçim için milletvekili koltuklarının pazarlık konusu yapılması, ilk yerel seçim için belediye başkanlıklarının ve belediye meclis üyeliklerinin kullanılarak tabanın susturulması. 

Sorun şu ki, olası ilk seçim yaklaşık 2-2.5 yıl sonra yapılacak! Demek ki Özgür Özel ve ekibi,  bu kartı etkin kullanmak ve illeri kontrol etmek için “aralıksız erken seçim” talebini gündemde tutacaklar. Bunu erken seçimin olması ya da seçimin kazanılması için değil, tabanın rahatsızlığını milletvekili vaatleriyle bastırmak için yapacaklar. Ancak bu yeterince güçlü bir plan değil, zira söylenenin aksine “iddianameler dolu!” ve CHP tabanı her geçen gün daha fazla Genel Merkez’den uzaklaşıyor.

Kılıçdaroğlu’nun Açıklamaları CHP’deki Fay Hattını Gösterdi

Tabanı susturmak için PM üye sayısını 80’e çıkaran Özel/İmamoğlu bloğu, büyük bir baskıyla, şimdilik, partiyi yönetebiliyor olsa da Kılıçdaroğlu’nun Kurultay’a da damgasını vuran açıklaması, CHP’deki ayrışmanın taraflarını da belirlemiş oldu. Açıklama aynen şöyle:    

“Değerli dostlarım, cefakar yol ve dava arkadaşlarım ve bu ülkenin yurtsever evlatları. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu partisidir. Aynı zamanda devleti ve cumhuriyeti koruma iradesinin de ta kendisidir. Cumhuriyet Halk Partisi, sıradan bir parti değildir. Partimizin kodları, geleneği ve iki büyük misyonu vardır.

Birincisi siyaseti temiz tutmak ve hesap sormaktır. Hesap sorabilmek için de hesap vermekten kaçınmamak gerekir. Hesap vermek her bir CHP’linin namus borcudur. Her siyasi parti ve her siyasetçi savrulabilir, geri durabilir, rüşvet ve yolsuzluk sarmalına bulaşabilir ve hatta ihanet zincirine de tutunabilir. Ama bakın büyük bir “ama” ile söylüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleriyle anılamaz. Bunlarla bir araya gelemez. Üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz. Derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi, aziz milletimizi ahlaki uyanışa davet eden bir parti olmalıdır. 

İkincisi, Cumhuriyet Halk Partisi, devlete istikamet çizer. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Ortadoğu’dan Asya’ya, Kafkaslar’dan Avrupa’ya, Altaylar’dan Tuna’ya söyleyecek sözü vardır. Türkiye Cumhuriyeti, at sürdüğü ve şehit verdiği coğrafyalarda sıkışamaz. Gönül bağı kurduğu kardeş milletler sofrasında sıkıştırılamaz. Sıkışıklığa gelemez. Cumhuriyet Halk Partisi, Ortadoğu’da tökezlememizi bekleyen İsrail ve Amerika belasını bertaraf etmek ve devletin ali menfaatleri için sürecin içinde olmak zorundadır. Risk almalıdır ve konuya siyaset üstü bakarak elini taşın altına koymalıdır. Milletimizin Cumhuriyet Halk Partisi’nden beklentisi kardeşlik sürecinde öncü olması ve sürece istikamet çizmesidir. Tarihin doğru tarafında yer almak çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir. Tarih önünde aziz milletimizle hak, hukuk ve adalet yürüyüşümüze devam edeceğiz. Sağlıcakla kalın.”

Video içeriğinde aslında iki temel mesaj var:

1- Cumhuriyet Halk Partisi, aziz milletimizi ahlaki uyanışa davet eden bir Parti olmalıdır.

2- Cumhuriyet Halk Partisi, devlete istikamet çizmelidir.

Anlaşılacağı üzere, verilen iki ana mesaj, özel anlamda İBB’yle / İmamoğlu Davasıyla ya da İmralı süreciyle ilgili değildir. Kılıçdaroğlu, her parti üyesinin yapması gerektiği gibi, CHP’nin “ahlaki üstünlüğü” rakibine kaptırmaması gerektiğini ve CHP’nin konu ne olursa olsun, “öncü” rolü üstlenmesinin zorunluluğunu, kullanılabilecek en yumuşak ifadelerle dile getirmiştir. 

Bu mesaj, CHP’nin an itibariyle ayrışma hattına karşılık gelir. 

Bir yanda, ahlaki uyanışı savunanlar, diğer yanda tüm delillere gözlerini/kulaklarını kapatan ve tek gündem olarak İmamoğlu’nu kabul edenler.

Bir yanda, CHP’nin her alanda devlete istikamet çizmesini, öncü olmasını isteyenler ve diğer yanda AK Parti ne yaparsa tersini yapalım, koltuklarımızda keyfimize bakalım diyenler!

Ancak Kurultay öncesiyle sonrası arasında bir temel fark da var! Kurultay’dan önce Özgür Özel/İmamoğlu bloğunun kendilerine yakın durmayan milletvekilleriyle ilgili tutumu bilinmiyordu ama artık biliniyor! 

Daha önce bildiri yayınlayan ve partiyi doğru çizgiye çekmeye uğraşan tüm milletvekilleri artık “düşman” olarak kodlanmaya ve her fırsatta günah keçisi ilan edilerek partiden uzaklaştırılmaya çalışılacak. Eğer mevcut yönetim 2028’i görebilirse, ki bana göre imkansız, açıktan Özel/İmamoğlu bloğuna biat etmedilerse listelere alınmayacaklar. 

Gerçek CHP’liler Erdoğan’la Barışmalı

Özel, sığ Kurultay konuşmasında, pek çok hikayecik anlattı ama neden trol orduları beslediklerini, neden partinin tek gündeminin İmamoğlu olduğunu, neden tüm yolsuzluk iddialarına partinin kefil yapıldığını, neden gerçek CHP’lilere “tarla zencisi” muamelesi yaptıklarını, Ortadoğu ve Türk dünyasındaki gelişmelere nasıl müdahil olunacağını ya da olunmayacağını anlatmadı. 

Oysa dünya adı konmamış bir savaşın içinde! Artık savaş alanı sadece ovalar, dağlar, şehirler değil, aynı zamanda zihinler! Her ülkenin kendi imkanlarına göre savaş verdiği, savaşa hazırlandığı bir dönemde Özgür Özel’in 25 yıldır, CHP tabanını düşünmekten alıkoymak ve kutuplaştırmaya devam etmek için kullandığı “Erdoğan karşıtı” söylemin artık hiç bir geçerliliği yok!

Zira neredeyse 94’ten beri aralıksız olarak eleştirilen, hedefe konan, aşağılanan kişi, yani Sayın Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi, yasal, meşru Cumhurbaşkanı! O’nu ve ailesini hedef almak, seçmenlerin oyuyla kurulan düzeni “Saray Rejimi” olarak yaftalamak ve AK Parti ne yaparsa tersini yapmayı siyaset sanma devri artık bitmeli. 

Özgür Özel ve İmamoğlu, kişisel ikbal hesabıyla, Erdoğan düşmanlığından vazgeçmemek isteseler de gerçek CHP’liler artık bu içi boş, düşmanlık ve nefret pompalayan, CHP’lileri Türk yurduna, Türk milletine ve Türk devletine mesafelendiren tutumdan tamamen vazgeçerek Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceği için daha fazla düşünmeli, üretmeli, örgütlenmeli. Aslında geleneksel CHP tabanı için daha kolay olan, iktidar olanağı sunan yöntem de bu! Kutuplaşma ve küfür siyasetiyle CHP’lilerin Türk milletine katkı sağlaması imkansız.

Zaten Özel/İmamoğlu ekipleri de bunu bildikleri için CHP tabanının düşünmesini değil nefret denizinde boğulmasını istiyorlar. “Saray Rejimi” söylemi adı altında CHP tabanının kendi yankı odalarına hapsolmalarını arzuluyorlar. İstiyorlar ki taban sürekli AK Parti’yi düşman bilsin, Sayın Cumhurbaşkanı’nı düşman olarak kodlasın ve onlara bakıp CHP’ye yani Özel/İmamoğlu bloğuna oy vererek onların lüks içinde, konforlu yaşamalarına katkı versin.

Oysa bu tarz bir lüksü yok Türkiye’nin. Türkiye’nin bir an evvel birlik olmaya, dayanışmaya, üretmeye ve Türk milletini muasır medeniyet seviyesinin ötesine taşımak için çalışmaya ihtiyacı var. Bu zorunluluğu belki de Türkiye’de en iyi kavrayanlardan biri büyük devlet adamı ve CHP’nin 4. Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal. 

Pırıl pırıl bir zihinle, CHP’ye, Türkiye’ye ve Türk milletine gerçekleri haykıran Aslı Baykal’ı her gerçek CHP’linin dikkatle takip etmesini dilerim. Göreceksiniz ki başka dünyalar, başka fikirler de mümkün. Ve yine göreceksiniz ki Sayın Cumhurbaşkanı da, değerli ailesi de CHP’lilerin düşmanı değil.

Ben, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da, özellikle son dönemde yaptığı açıklamalar ve t24’te yazdığı yazılarla, CHP tabanına ihtiyaç duyduğu vizyonu gösterdiğini düşünüyorum. Kılıçdaroğlu’nun Ortadoğu ve Türk dünyasına yönelik arayışlarını çok kıymetli buluyorum. Ancak tüm bunları barışmak ve yeniden üretmeye başlamak için yeterli görmüyorum. Artık gerçek CHP’lilerin yüreklerini dolduran tüm nefretlerden ve kötü düşüncelerden arınmasının ve Türk milletinin öncüsü olarak, Türkiye’nin geleceği için aklını, ruhunu, kalbini ortaya koyma zamanının geldiğine inanıyorum. Bu yapılabilirse her yeni durumun “imkan” yarattığını, bir flanör gibi, her adımda bir güzellikle karşılaşacaklarını ve çok ihtiyaç duydukları iç huzura da yaklaşacaklarını düşünüyorum. 

Bu noktada, ilk adımın, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, “Sayın Cumhurbaşkanımız” demekle başlanabileceğini varsayıyorum. Bu ilk adım, sonraki pek çok adımı kolaylaştırabileceği gibi, on yıllardır devam eden karamsarlığa, kutuplaştırmaya, negatif bakış açısına da ilaç olacak. Gerçek CHP’liler, Türk milletinin tamamıyla ve en çok kendileriyle yeniden kucaklaşacaklar. 

Aksi her durumda, Özel/İmamoğlu bloğu gibi “turist CHP’liler”, kendi kişisel ikballeri için CHP tabanını kullanmaya, aldatmaya, nefret içinde yaşatmaya devam edecekler…

Tayfun Şahin, 5 Aralık 2025

Tayfun Şahin, ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunudur. İletişim, Propaganda, İstihbarat ve Türk Devrim Tarihi konularında çalışmalar yapmıştır. İlk gençlik yıllarından itibaren çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanmıştır. Strateji, jeopolitik, güvenlik, istihbarat, politika, yakın tarih, NATO, ABD-Çin rekabeti ve benzer konular ilgi alanlarını oluşturmaktadır.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir